Marmara Cimnastik
Marmara Cimnastik   Ziyaretçi Defteri Marmara Cimnastik   Fotoğraf Albümü Marmara Cimnastik   Videolar Marmara Cimnastik   Web Mail Marmara Cimnastik   Dernek Tüzüğü Marmara Cimnastik   Duyurular Marmara Cimnastik   Faydalı Linkler Marmara Cimnastik

 Merhaba

Marmara Cimnastik

Marmara Cimnastik  İstanbul'da Hava Marmara Cimnastik

Hoş geldiniz...

Marmara Cimnastik

Marmara CimnastikDernek Başkanı: Şefik Aslan

sefikaslan@marmaracimnastik.org 

 

2. Dernek Başkanı: Ayla Aslan 
aylaaslan@marmaracimnastik.org 

 

Genel Sekreter:Serdal Kalender

serdalkalender@marmaracimnastik.org

 

Üye: Faruk Yücelen

farukyucelen@marmaracimnastik.org

 

Üye: Birsen Çidem

birsencidem@marmaracimnastik.org

 

Antrenör :  Gülhan Şanda             gulhansanda@marmaracimnastik.org

   

Sporcunun başarısı için spor becerileri ve strateji ile gelişimini sağlayan kişi.


Ritmik Cimnastik Nedir ?



Cimnastik de Hazırlanma


Vücudun Korunması



Cimnastik de Beslenme


Bebeklik Dönemin de Cimnastik


Cimnastiğin Türkiye'de gelişimi...


Cimnastiğin Dünyada gelişimi...


Cimnastik Çeşitleri ?


OKULLAR ARASI CİMNASTİK YARIŞMASI
Burhan Felek Kubbe Salonu'n da 11 Nisan 2009 'da yapıldı. 7 sporcuyla temsil edilen kulubümüz miniklerde Burcu Ulubent ile 6.cılık, Nisan Aslan ile 8.cilik kazanmıştır.
Detaylar için buraya tıklayabilirsiniz.

2009 Okullar Arası Cimnastik Yarışması
Videoları buradan görebilirsiniz.
KULÜPLER ARASI TÜRKİYE RİTMİK CİMNASTİK ŞAMPİYONASI
18-19 Nisan 2009 da İZMİR'de yapıldı. Küçükler kategorisinde 80 Sporcunun katıldığı konu yarışmada Buse Karadeniz ve Nisan Aslan ile temsil edildik.
Şampiyona sonuçlarını buradan göre bilirsiniz.

Marmara Cimnastik
Yeni fotoğraf galerimiz yayınlandı. Çektiği bu güzel fotoğraflar için Sn. Burc Karadeniz ve arkadaşı Taner Bey'e teşekkür ederiz.

Marmara Cimnastik
Öğrencimiz sevgili Ayça Cesur'un Kartal'da yapılan İstanbul Cimnastik Yarışması 2. Etap 'da sunduğu performansından bazı fotoğraf karelerini görebilirsiniz.

Marmara Cimnastik
29.03.2008 - Türkiye Cimnastik Şampiyonası 1.Etap esnasında çekilen videoları görmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Kartal'da yapılan İstanbul Cimnastik Yarışması 2. Etap esnasında çekilen fotoğrafları burada görebilirsiniz

03 Mayıs 2008 Cumartesi- İlköğretim Okullar Arası İstanbul Bölgesi Ritmik Cimnastik Yarışması Burhan Felek Kubbe Salonu'nda gerçekleşti. Şehit Er Ersin Güner İlköğretim Okulu Sporcuları 2. oldu. Cocuklarımızı başarılarından dolayı kutlarız.

1.Etap esnasında çekilen fotoğrafları görmek için buraya tıklayabilirsiniz.


MARMARA  ÜNİVERSİTESİ'NİN  AYIBI
 

Sn. Rektör Necla Pür
Sn. Müdür Hasan Kasap
 
İstanbul Marmara Cimnastik ve Spor Kulübü Derneği olarak, ücretini ödemek kaydıyla, 4 yıldır salonlarınızın boş olduğu Cumartesi-Pazar 1600-1700 saatleri arasında kız çocuklarımızın cimnastik çalışmaları için kullandığımız MARMARA ÜNİVERSİTESİ Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu spor salonundan zorla çıkarılmış bulunuyoruz.

Çocuklarımızın, evlerine kapatıldığı, bilgisayar oyunlarının başından kalkamadığı, obezite tehlikesi altında bulunduğu günümüzde, spor yapan sağlıklı nesiller yetiştirme çabasına katkıda bulunmayı hedefleyen bir spor kulübüyüz.
 
Bu çalışmamızı, kar amacı gütmeden, tümüyle gönüllülük temelinde sürdürüyoruz.
 
Biz ve bizim gibi kuruluşlara destek vermesi gereken MARMARA ÜNİVERSİTESİ Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu gibi bir kuruluşun elindeki imkanlar, çocuklarımızın cimnastik çalışmaları için kullanılmayacaksa ne için kullanılacaktır, bunu da anlamakta güçlük çekiyoruz.
 
O salonlarda çocuklarımız spor yapamayacaksa, kim ne yapacaktır?
 
Kurumunuzun, çocuklarımıza spor yaptırmaktan daha önemli ne görevi olabilir?
 
Görevi spor yaptırmak olan spor hocalarınız, zor kullanarak, 9-10 yaşındaki kız çocuklarımızı, neden sokağa atmıştır?
 
Kurum hocalarınızın asli görevi, çocuklarımıza spor yaptırmak değil de başka bir şey midir?
 
Bu soruların, tarafınızca yanıtlanması ve 9-10 yalarındaki kız çocuklarımızın, spor hocalarınız tarafından zor kullanarak sokağa atılmasının gerekçesinin, kurumunuzca, en kısa sürede yazılı olarak tarafımıza iletilmesini talep ediyoruz.


 

MARMARA ÜNİVERSİTESİ / ANADOLUHİSARI SPOR AKADEMİSİ ÖĞRETİM GÖREVLİLERİ, DÜNYA KADINLAR GÜNÜNÜ, GELECEĞİMİZİN ÇAĞDAŞ KADINLARI OLACAK KIZ COCUKLARIMIZI CİMNASTİK SPOR EĞİTİMİNİ YAPTIKLARI SALONDAN SOKAĞA ATARAK KUTLADILAR...

 

Belgesini görmek için buraya tıklayabilirsiniz...

 

 

Haydi çocuklar spor yapalım...

Marmara Cimnastik

Spor, bedenin dayanıklılığını, güçlülüğünü artırmayı amaç alan ve genellikle oyun, yarışma anlayışıyla yapılan bedensel etkinliklerdir. Bir çocuğun fiziksel ve zihinsel gelişim sürecinde spor çok önemli bir etki yapmaktadır. Spor onun sağlığına ve gelişimine koyacağı önemli katkıların dışında, onun kişiliğinin oluşumunda, paylaşma, ekip çalışması gibi günümüz dünyasında çok önemli olan kavramlarla tanışmasına ve onları benimsemesine yol açar.

 
Spor dünya kültürünün bir parçasıdır. Günümüzde müzik ile birlikte tüm dünyada konuşulabilen evrensel bir dil niteliğini taşır. Spor dinleri, dilleri, ırkları, eğitim düzeyleri, sosyal konumları ne olursa olsun aynı kurallar içersinde, insanların bir araya gelip, bireysel veya takım olarak yarışabildiği bir ortam yaratır. Hiçbir çıkar, günlük kaygı gütmeksizin insanın kendisinden geliştirdiği yapıcı-yaratıcı  uğraş olması bakımından Spor bir Hümanizmadır.

 
Bireylerin kendilerini yeniden yaratmalarını, sağlıklarına kavuşmalarını, yaşam kalitelerini yükseltmelerini ve yabancılaşmadan kurtulmalarını sağlamak amacı ile yapılan "herkes için spor" sloganında kristalleşen spor anlayışıdır.

 
Spor özgürleşmektir. Çünkü sportif eylem sırasında kendi gücümüzün sınırlarını öğrenmeye ve yeteneklerimizi bilmeye , kısaca kendimizi tanımaya , tanıdığımız bireysel yeteneklerimizi kullanmaya, kullandığımız becerilerimizi geliştirmeye ve sonuçta kendimizi mükemmelleştirmeye yani özgürleşmeye başlarız.

 
Spor, uygarlaşmadır, hümanizmadır yalnız insan için vardır. İnsanların ortak eylemidir, yani insana özgüdür İnsan zorunlulukla ilkel olarak doğan bir varlıktır.  Spor , insanın ilkelden uygara geliştiği bir yaşama bağlamıdır. İnsanın dışında hiçbir varlık spor yapamaz

 
Spor, bir arınmadır,  bu anlamda günlük yaşamdan uzaklaşmadır. Spor bir aydınlanmadır. Bireyin daha küçük yaşta kendi sportif bilincine ulaşması yani kendi sportif tanımını bilmesi kendini bilmek yolunda en önemli adımdır. Kendini sporla da bilmek, geliştirmek, yetkinleştirmek, özgürleştirmek sporla gerçekleşen  bir  aydınlanma.
 

Spor, bir deneme, bir çaba ve bir uğraştır. Yani bilinenlerden, yapılabilinenlerden, becerilenlerden hareketle, yeni olanı ortaya çıkarmak, olanı aşmak çabasıdır. Mutlaka sonuca varmak zorunlu değildir. Spor, sonuçta olmak değil, yolda olmaktır, eylemde olmaktır. Sporu coşkulu, haz verici, yapıcı-yaratıcı, geliştirici kılan böyle hep deneyen, daha olumlusuna yönelen uğraş içinde bulunmaktır. Orada insan bedensel ve zihinsel tüm güçlerini sonuna dek kullanmaktır, orada insanın neleri başarabileceğini bilmesidir, kendini tanır, varlığının ayırdına  varır.
 

Spor, bedeni tanıyıp bilmek, bedeni yönetip yetkinleştirmesinin yanında, sporun bir başka yanıyla bütünleşip, güzelleşerek eylem sporu olur. Sporda bedenin güçlü bir hareketi , güçlü bir güzellikle ortaya çıkar. Beden gücünün incelmiş bir beceri ve davranış gücüne dönüşmesiyle  sporda  güzellik doğar. Sportif davranış, bedensel güç ve  beceri, erdemle bütünleşerek  tamamlanır.

 


Spor, ruhun bedenle, sevginin müzikle, müziğin de beceriyle buluştuğu görsel bir sanattır coğu zaman. Her spor dalında bu güzelliklerin birkaçını görebilirsiniz. Ama hepsini birarada görebileceginiz tek spor dalı “Ritmik Cimnastiktir”.

 
Müzik, dans, bale, akrobasi, estetistik ve esneklik özelliklerini bir arada taşıyan, tüm sporların alt yapısını oluşturan bir spor dalıdır. İdeal başlangıç yaşı 5-7 dir. 9-13 yaş hobi grubu çalışmaları vardır.

 
Kullanılan aletler ip, top, çember, kurdele ve labuttur. Bale eğitimi ile birlikte yapılan antrenmanlar sırasında esneklik,serilik ve sıçrama çalışmaları yapıldığından kasların kontrolsuz ve şekilsiz gelişimi söz konusu değildir. Bu sebeple çocuğun motor gelişimi üzerinde büyük fayda sağlar.

 
Hedefimiz uluslararası, kulüpler arası ve okullar arası yarışmalarda yarışabilecek başarılı sporcular yetiştirmek, çocuklarımızın fiziksel ve ruhsal gelişimini kontrol altında tutarak, spor disiplini ve arkadaşlık duygularını pekiştirmek, branşlarında uzman antrenörlerimizle birlikte eğlenerek spor yapmalarını sağlamaktır.


Son kullanma tarihini bekleyen çocuk Star'lar

 


Önce şöhret olduklarına inandırılıp sonra bir köşeye atılan, sabah programlarında konu sıkıntısı çekildiğinde hatırlanan, popstarlardan geçilmiyor ortalık. 'Yalancı şöhret' dönemi sona erdikten sonra yaşanan sıkıntıların dile getirilmesi sırasını bekleyen popstar adaylarını korumaya yetmezken düşen reytingler imdada yetişti. 'Yalancı star' adayları şöhret belasından şimdilik kurtulmuşken; popüler tüketim aracı sömürülecek damarı ekrana sürmekte gecikmedi: Nur topu gibi 'çocukstarlar'ımız var artık!

 

ATV'de yayınlanan 'Bir Şarkısın Sen' adlı formattan bahsediyorum. Format kelimesini özellikle kullandım, neye hizmet ettiği anlaşılamayan, tek hedefi reytingi on ikiden vurmak olan bir program Bir Şarkısın Sen. Yaşları 9 ile 16 arasında değişen '20 mucize sesli çocuk', son 50 yıla damgasını vuran şarkıları seslendiriyor cumartesi akşamları. Sakın ola ki eleştirmeyin çünkü çocuklar değil şarkılar yarışıyor! Yersen!

Yapım şirketi başına geleceği bildiğinden, önlemini baştan alıyor. Bin bir çeşit star yarışmasından sonra çocukstar yarışmasının çok eleştiri alacağını tahmin ettiğinden, çocukları puanlama dışı bıraktığına inandırmaya çalışıyor izleyiciyi. Göndereceğiniz sms'ler şarkı için diyor ısrarla. Tabi salondaki seyirciler nostaljik şarkıları alkışlıyor! Jüri koltuğunda oturan sanatçı ağabeyler, ablalar 'geleceğin çok parlak derken' şarkıları kastediyor!

Ülke çapında yapılan elemelerden sonra, sadece sesi güzel olan değil; sahneye hakim, şova yetenekli, rahat çocuklar seçilmiş. Maksat şov olmasa 9 yaşındaki bir çocuğa neden kanto söyletilsin? Alkışlayan elleriniz dert görmesin diyerek alkışları kabul eden, sahnenin şifresini çoktan çözmüş bir kız çocuğu ayakta alkışlanıyor, bir daha diye tempo tutuluyor. Erol Evgin'in tabiriyle 'esnaf' bir küçük şarkıcı var karşımızda.

İlk günden bu yana gözyaşı döken, seslendireceği uzun havayla dinleyicileri ağlatacağı iddia edilen, köyünden kalkıp gelen 15 yaşındaki kız, ben çoban kızıyım diyor ısrarla. Reytingi yüksek çoban tartışmalarından haberdar olmanın bilinciyle. Çobanlık yapan baba 'aşık' aynı zamanda. Normalinde çoban kızının babasının 'aşık' olmasıyla gurur duyması beklenir değil mi? Ama bu reyting endişesi yok mu? Damardan bir kurgu, özenle yazılmış 'kimlik hikayesiyle' gecenin galibi çoban kızı oluyor.

Tıpkı popstarın İngiltere versiyonundaki 'kıllı melek' Susan Boyle örneğinde olduğu gibi. Jürinin kendi eliyle seçtiği yarışmacıya ilk defa görüyormuş muamelesi yapması, sen kim şarkı söylemek kim önyargı klişesi eşliğinde söylenen opera şarkısı, internete servis edilen videonun tıklanma rekoru kırması. Kilise korosunda şarkı söylediği es geçilen Susan Boyle'un etrafından kurgulananlar seyredilirliği artırmaya yönelik TV zekası sadece.

30 kişilik dev orkestranın önünde parlak ışıklar altında, iltifatlar, alkışlar eşliğinde raf ömürleri dolana kadar gündemde olacak çocuk şarkıcılar. Son kullanma tarihleri dolduğunda kimse hatırlamayacak onları. 'Garantili looser' yetiştirmenin bundan daha etkili bir yolu olamazdı.

Çocuklar yarışmıyor şarkılar yarışıyor söylemine inandık diyelim, peki çocukları şova malzeme etmek yarıştırmaktan daha mı masum?

Oylamalar açıklandığında oyun şarkıya değil kendisine verildiğinin bilincinde olacak o çocuk.

Her cumartesi beş saatlik bir yayın, bir gün öncesi prova. Şarkıyı ezberlemek şovu hazırlamak için bir hafta süren çalışma. Yapımcı firma İstanbul dışından katılanları okullarıyla beraber İstanbul'a taşıdığı iddiasında. Sanki bu çocukların okula gitmeye vakti varmış, gitse konsantre olabilecekmiş gibi. Tanınırlık oranları yükselmeye yıldız muamelesi görmeye başlamadılar henüz. Şöhretin dayanılmaz cazibesiyle tanışmadılar.

Tanınan bir yüz olmak kısa vadede çocuk için olumlu gibi gözükse de ilgiden bunalıp sokağa çıkarken tanınmamak için güneş gözlüğü takan minik yıldızlar var. Abartılı övgü çocukta özgüven patlaması yapabilir. Ki sahnedeki rahat tavırlarına küçük dünyaları ben yarattım duruşlarına bakılırsa aşırı bir 'özgüven yüklemesi' ile hazırlanıyor çocuklar sahneye.

Kendisini başkalarının gözünden görmeye alışan, ailenin duyduğu gurur ve sevinci kaybetmek istemeyen çocuk, şöhret kültürünün ağında geleceğin mutsuz birey adayı.

Yeteneği tescillenen çocuğuyla gurur duyan, kolay para kazanmanın dayanılmaz cazibesine kapılan, çocuğunu şöhret yapmak için her türlü fedakarlıktan kaçınmayan 'menajer ailelerin'; çocuğuna boyacılık yaptıran, mendil sattıran alilerden farkı yok.

Daha fazla kar hırsı sebebiyle çocuk emeği sömürenlerden bir farkı yok daha fazla reyting yakalamak için çocuk şarkıcıları ekrana sürenlerin.

Oyun ve eğitim çağında çalışmak zorunda kalanlardan bir farkı yok ekrandaki 'çocuk işçilerin'.

Çocuklar ucuz işgücü olmadığı gibi garantili reyting aracı da olmamalı.

Yaşanmamış çocukluk kadar yanlış yaşanmış çocukluk da bir travma sebebidir.

 

Sema Karabıyık
skarabiyik@yenisafak.com.tr


 

Kaynak : www.yenisafak.com.tr

 

Türk Sporunda Acil Önlemler Alınması Şarttır


Türk sporu bugün tarihi boyunca hiç olmadığı kadar ciddi etik sorunlar yaşamaktadır. Sporda meydana gelen bu kirlenme sadece sporun kendisini değil; başta sporun hedef kitlesi olan gençler olmak üzere tüm toplumu tehdit etmektedir. Sporda meydana gelen bu gelişmeler karşısında ivedilikle önlemler alınması artık bir zorunluluk haline gelmiştir.
 

 


ARI Hareketi bu önlemlerin hukuki ve idari alanlarda yapılmasının yanı sıra gençlere yönelik olarak da alınması gerektiğine inanmaktadır. Sporun gerçek amacını ortaya koyacak bir spor felsefesi, yeni bir spor politikası ve spor eğitim anlayışı ile gençlere aktarılması şarttır. Unutulmamalıdır ki Türk sporunun bugün geldiği noktanın en önemli nedenlerinden biri de toplumda hakim bir spor felsefesinin olmayışıdır.

Kuruluşundan bu yana ARI Hareketi değerlerde meydana gelen erozyonun Türkiye’nin gündemindeki en öncelikli konulardan biri olduğunu ve temel sorunlarının altında yatan en önemli nedenlerin başında geldiğini ifade etmektedir. Sadece politik, ekonomik ya da toplumsal alanda değil spor alanında da değerlerde meydana gelen bu yozlaşma ülkemizdeki sorunun büyüklüğünü ve karmaşıklığını gözler önüne sermektedir.

Türk kamuoyunun gündemi çok uzun bir süreden beri futboldan başlayarak diğer spor alanlarına yayılan büyük tartışmalarla çalkalanmaktadır. Şike ve bahis iddiaları; kulüp ve federasyon yönetimlerinin seçilmesi sürecinde meydana gelenler; kulüp yönetimleri ve medya mensupları arasındaki ilişkiler; dünya çapındaki şampiyon sporcularımızın doping skandalları kamuoyunun dikkatini spora yöneltmesine neden olmuştur. Oysa ki hatırlanacağı gibi daha çok kısa bir süre önce Türkiye, spor kamuoyunun gündemine uluslararası alanda büyük ses getiren başarılarla gelmekteydi. Spor Türkiye’nin bir dünya ülkesi olma yolundaki en önemli araçlarından biri olarak görülmekteydi. Maalesef bugün gelinen noktada spor alanında yaşananlar, ülkemizdeki kirlenmenin, etik değerlerde meydana gelen erozyonun ve yolsuzlukların en büyük göstergesi olma yolundadır.

Değerlerdeki yozlaşma kanserli hücreler gibidir. Erken teşhis, hızlı ve radikal tedavi yöntemleri uygulanmazsa kısa sürede tüm bünyeye yayılır. Bu yüzden spor alanında meydana gelen olaylar, seslendirilen iddialar ciddiye alınmalı ve tüm toplum olarak bir an önce harekete geçmeliyiz. Unutmamalıyız ki tüm bu olaylar sporun ruhunu aykırıdır ve özellikle de sporun en önemli hedef kitlesi olan ve geleceğimizin en büyük güvencesi olarak gördüğümüz gençliği, gençliğin değerler algısını tehdit etmektedir. Halbuki spor gençlerin kendilerini gösterecekleri; beden ve zihinsel olarak kendilerini geliştirebilecekleri, gençlerimizin dünya gençleri ile rekabet edebilecekleri en önemli alandır. Spora gerekli önemi vermeyen; sporu sadece hamasi duyguların ve gururun harekete geçirildiği bir arena olarak gören; spor felsefesini ve eğitim işlevini bir kenara bırakarak onun politik ve ekonomik boyutlarının altını çizen anlayış Türkiye’de sporun bugün geldiği nokta konusunda birincil sorumluluğa sahiptir. Diğer alanlarda geçmişe göre etik değerlerin yeniden tesis edilmesine yönelik olumlu gelişmeler söz konusuyken spor alanının bu gelişmelerin tam aksi yönde hareket etmesi bu anlayışın bir sonucudur.

ARI Hareketi Türkiye’de etik, hesap verme sorumluluğu, saydamlık ve hukukun üstünlüğü, insan hak ve sorumlulukları gibi değerlerin öncülüğünü yapmaktadır. ARI Hareketi Türkiye için gerçek anlamda bir değişimin ve temiz bir toplum oluşturulmasının ancak bu değerlerin yaşama geçirilmesi ile mümkün olacağını ifade etmektedir. Bu amaçla ARI Hareketi sporun Türkiye’de başlayacak olan bir temiz eller hareketinin ilkin biri olması gereğinin altını çizmektedir.

ARI Hareketi ayrıca Türkiye’nin en önemli potansiyeli olarak gördüğü gençliğin bedensel ve zihinsel gelişimi için gerçek anlamda bir spor felsefesinin gençlere aktarılmasının zorunlu olduğuna inanmaktadır. Türkiye’de sporun bugün geldiği noktadan kurtularak değerlerin yeniden hayata geçirildiği bir alan olması için hukuki, idari önlemlerin yanında; hatta onlardan çok daha önce bu anlayışın yerleşmesi zorunludur.
 

Haluk Önen

Kitap - Sportif Ritmik Cimnastik / Arzu Karaali Konter

 

Bu kitap Beden Eğitimi ve Spor Bölümleri'nde sportif ritmik cimnastik dersleri alan ve bu spor disiplinini uzmanlık olarak seçen öğrenciler ve ayrıca ülkemizde sportif ritmik cinmastik branşında spor ustalığına ulaşıp antrenörlük yapmayı amaçlayan sporcular için hazırlandı. Aynı zamanda bu kitap; şu anda sportif ritmik cimnastik alanında çalışmakta olan antrenörler, yardımcı antrenörler, iligli uzmanlar, üniversitlerde ritmik cimnastik branşları ile ilgilenen tüm veliler tarafından da kullanılabilir. Sportif ritmik cimnastikle ilgilenen kız çocuklarının yaş özelliklerine değinilerek; çalışmaların içeriği, metodu, antrenman yüklenmesi ve prediyodizasyonu, eğitim-öğretim sürecinin düzenlenmesi ve derslerin temel problemleri ile ilgili konular gözden geçirildi.

 


Antrenmanın en önemli süreçlerinden bir tanesini oluşturan kareografi, ayrı bir bölümde uzun uzun ele alınarak; kareografinin vazgeçilmez bütünleyicisi olan müzikle ilgili bilinmesi gereken en temel teknik bilgilerin açıklanmasına çalışıldı. Hareketlerin müzikle bağlanabilmesinin metodiğine, müzikli oyunlara, dans kombinasyonlarına ve serilerin oluşturulmasındaki takip kurallarına yer verildi.

 

(Önsözden) İnkilap Kitapevi
 

Muratpaşa Belediye Spor'un Altın Kızları . . .

 

Çek Cumhuriyeti'nde düzenlenen Uluslararası Ritmik Cimnastik Turnuvası'nda büyüklerde Sevinç Deveci, gençlerde Elif Zeynep Celep, küçüklerde de Nevber Sena Sönmez şampiyon oldu.

 

Muratpaşa Belediyespor'dan yapılan yazılı açıklamada, Çek Cumhuriyeti'nin başkenti Prag'da 13-15 Haziran tarihleri arasında düzenlenen Sokol Cup Prague 2008 Uluslararası Ritmik Cimnastik Turnuvası'ndan Muratpaşa Belediyesporlu sporcuların altın madalyalarla döndükleri bildirildi.

Açıklamada, 10 ülkeden yaklaşık 100 sporcunun katıldığı turnuvada, büyüklerde Nevin Sevinç Deveci, gençlerde Elif Zeynep Celep ve miniklerde Nevber Sena Sönmez'in altın madalya kazandığı kaydedildi.

Muratpaşa Belediyespor antrenörü Zlatka Stoykova, oldukça büyük bir turnuvada üç altın madalya kazanmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirterek, ''Sporcularımızı kutluyorum. Başarılarımızın devamı gelecek'' dedi

 

Daha önce Bulgaristan'ın Stara Zagora kentinde 5-8 Haziran tarihleri arasında düzenlenen Enite Cup 2008'de 30 ülkeden yaklaşık 100 sporcu madalya mücadelesi verdi. Turnuvada, gençlerde Nevin Sevinç Deveci ve Elif Zeynep Celep ikinci, küçüklerde Nevher Sena Sönmez üçüncü, Gizem Simay Engin de dördüncü oldu.

Muratpaşa Belediyespor Antrenörü Zlatka Stoykova, 'Yıl içerisinde yapılan özel ve resmi turnuvalarda sporcularımız mücadele ediyor. Gün geçtikçe başarı grafikleri de yükseliyor' dedi.
 

Antalya Muratpaşa Belediye Başkanı Süleyman Evcilmen , "Cimnastiğe büyük önem veriyoruz" dedi.

www.ajansspor.com 

2006 Dünya Fair Play Büyük Ödülü Hilal Çoşkuner'in . . .

 

Dünya Fair Play Konseyi, kros yarışında altın madalyaya koşarken, rakibinin sakatlanıp yere düşmesi üzerine arkadaşına yardım eden Hilal Coşkuner'i, 2006 Dünya Fair Play Baron Coubertin Büyük Ödülü'ne layık gördü.

 

2006 Dünya Fair Play Baron Coubertin Büyük Ödülü, 12 yaşındaki ilköğretim okulu öğrencisi Hilal Coşkuner'in oldu.

 

Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi'nden (TMOK) yapılan açıklamaya göre, Dünya Fair Play Konseyi'nin (CIFP)Paris'te yaptığı toplantıda, 2006 Dünya Fair Play Ödülleri'ni kazanan sporcular belirlendi.

 

TMOK Fair Play Konseyi Başkanı Erdoğan Arıpınar'ın da katıldığı toplantıda, dünyanın dört bir yanından ödüller için aday gösterilen sporcuların dosyalarını inceleyen konseyin, 12 yaşındaki Trabzonlu ilköğretim öğrencisi Hilal Çoşkuner'e oy birliği ile Fair Play dünyasının en büyük ödülü olduğu bildirilen, Modern Olimpiyat Oyunları'nın kurucusu Baron Pierre De Coubertin'in adını taşıyan ödülü vermeye kararlaştığı kaydedildi.

 

Hilal Coşkuner, geçtiğimiz yıl Trabzon'da Okullararası Kros Birinciliği'nde altın madalyaya koşarken, gerideki rakibinin sakatlanıp yere düşmesi üzerine finişe değil arkadaşına yardıma koşmuş, bu davranışının ardından Trabzon Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ve bir gazeteden ödül almıştı. TMOK Fair Play Konseyi tarafından da kendisine 2006 yılı ''Davranış Dalı''nda büyük ödül verilen Coşkuner, Dünya Fair Play Konseyi'ne aday olarak sunulmuştu.

 

Paris'ten dönen CIFP Konsey Üyesi Erdoğan Arıpınar, yaptığı açıklamada, konseyin bu kararı oy birliğiyle ve alkışlarla verdiğini belirterek, ''Bu, Türkiye'nin dünyada Fair Play davranışıyla tanıtılması bakımından gurur verici bir olay. Türkiye 1983 yılında ilk CIFP Coubertin Büyük Ödülü'nü İsmet Karababa ile kazanmıştı. 24 yıl sonra yeniden aynı mutluluğu yaşıyoruz'' dedi.


Dünya Fair Play Ödül Töreni'nin 7-8 Aralık'ta Paris'teki UNESCO merkezinde büyük bir resepsiyonla yapılacağı bildirildi.


COŞKUNER: ÇOK GÜZEL DUYGULAR YAŞIYORUM


Ödül aldığını babasının telefon açmasıyla öğrendiğini söyleyen Hilal Çoşkuner ise hayatın en mutlu anlarından birini yaşadığını kaydetti.

Ödülün hem Türkiye hem de kendisi açısından son derece önemli olduğunu vurgulayan Hilal, ''Hem ülkem hem de kendi adıma çok güzel duygular yaşıyorum'' dedi.

Anadolu Ajansı 


www.marmaracimnastik.org